yemek

Anlamı (18 anlam)

1.
isim
Yemek yeme, karın doyurma işi
Yemekten sonra gocuğuna sarar yatırırdı beni. - N. Cumalı
2.
Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek
Yemekten sonra lokantalı vagondan birer de kahve getirttiler. - M. Ş. Esendal
3.
Günün belli saatlerinde yenilen besin
4.
Konuklara yiyecek verilerek yapılan ağırlama
Pek protokolcü olduğu için yemek sessiz geçiyordu. - F. R. Atay
5.
-i
Ağızda çiğneyerek yutmak
Adam o kadar çabuk yiyor ki hizmetçi ekmek yetiştiremiyor. - B. Felek
6.
Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek
Necla onun böyle kendinden geçercesine çalıştığını gördükçe üzüntüden tırnaklarını yiyor. - H. Taner
7.
Isırmak
Sivrisinekler çocuğun kollarını yemiş.
8.
Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak
9.
Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak
Kendini topladı ama fena yerinden gagayı yedi sanırım... - M. Ş. Esendal
10.
nsz
Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek
Haram yemek. Rüşvet yemek.
11.
Harcamak, tüketmek, bitirmek
Mirası sen yedin, zahmeti ben çekiyorum diye latife ediyordu. - M. Ş. Esendal
12.
Yasal yoldan cezalandırılmak
13.
Birine alacağını vermemek, ödememek
Bu adam benim yüz bin liramı yedi.
14.
Başkasının parasını harcamak
Dalkavuklar çok parasını yemişler.
15.
nsz
Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek
Yapımına başlanan bu yapı günde 5 ton çimento yiyor.
16.
Sürekli üzmek, tedirgin etmek
Bu dert beni yiyor.
17.
Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek
18.
Kandırmak
Bizi yemek, sana mı kaldı.

İlgili İçerikler