uçmak
Anlamı (18 anlam)
1.
nsz
Kuş, kanatlı böcek vb. hareketli kanatları yardımıyla havada düşmeden durmak, havada yol almak
Biraz havalanıp bir başka kayaya kadar uçtu. - S. F. Abasıyanık
2.
Uçak vb. araçlar özel mekanizma ile yerden yükselmek, havada yol almak
3.
Sıvı, gaz veya buhar durumuna geçmek
4.
Rengi solmak
Rengi birdenbire uçtu. - P. Safa
5.
Rüzgar veya başka bir itici güçle yerinden ayrılıp uzağa gitmek
Bu gece tahta perde uçmuş.
6.
Yüksek yerden düşmek veya yuvarlanmak
7.
Belirmek
Sakalı yeni çıkmış, yüzünde çocukça ifadeler uçuyordu. - S. F. Abasıyanık
8.
Patlayıcı madde ile parçalanmak
9.
Uçar gibi dalgalanmak
Elleri trençkotunun cebinde, gözlerini karşı kıyıya dikmiş, saçları savrulurcasına geriye uçuyor. - A. İlhan
10.
Çok hızlı gitmek
Hele bir asfalta çıkalım görürsünüz bey, derdi. Uçar bu bizim külüstür. - R. N. Güntekin
11.
Hava yolu ile gitmek
Yarın İstanbul’a uçuyorum.
12.
Yok olmak, ortadan kaybolmak
Bütün kararları uçmuştu. Yüzünde iradesiz hatlar belirdi. - S. F. Abasıyanık
13.
Çok sevinmek
14.
Gerçek hayattan uzaklaşıp düşlere dalmak
15.
Keyif verici veya uyuşturucu madde aldıktan sonra kendinden geçmek
16.
Aşırılmak
Bizim kitaplar uçmuş.
17.
din b.
Dini inanışa göre ruh ölümden sonra göğe yükselmek
18.
isim, din b.
Cennet