sıkıştırmak
Anlamı (8 anlam)
1.
-i
Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak, tıkmak
Bilet kutusunu koltuğunun altına sıkıştırmış, elleri ceplerinde bir otobüs biletçisi geçti. - N. Cumalı
2.
Bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere koymak, yerleştirmek veya orada tutmak
3.
Gevşek veya seyrek olan şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek
İstanbul tren yahut vapurunda hele bir kimseyi biraz sıkıştırın, hemen çarpılır, çay semaveri gibi oturduğu yerde fıkır fıkır kaynamaya başlar. - R. N. Güntekin
4.
Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak
Parmağını pencereye sıkıştırmak.
5.
Ansızın, gizlice ve karşısındakinin isteyip istemediğine bakmadan bir şeyi vermek, tutuşturmak
Eline dolu bir kadeh sıkıştırdılar. - R. H. Karay
6.
Kaçmayacak biçimde çembere almak, kıstırmak
Anlattığına göre Niğde yakınlarındaki köylerden birinde imiş, sıkıştırmışlar. Jandarmalarla vuruşmuş. - M. Ş. Esendal
7.
Zorlamak
Kocakarı odadan çıktıkça ben Nuri’yi sıkıştırıyorum. - H. R. Gürpınar
8.
Sarkıntılık etmek