savurmak

Anlamı (8 anlam)

1.
-i
Havaya atıp dağıtmak, saçmak
İşçiler buğdayı savurmakta ve taneyi samandan ayırmaktadır. - N. F. Kısakürek
2.
Rüzgar, şiddetle eserek bir yeri, bir şeyi altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak
3.
Kaldırıp atmak, fırlatmak
Adam birden silkinip beni yavaşça yana savurdu. - N. Eray
4.
nsz
Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak
Kılıç savurmak. Değnek savurmak.
5.
Bir sıvının havalanmasını veya kaynayan sıvının taşmasını önlemek, soğutmak amacıyla alıp yine kendi kabına dökmek
Sarnıcın suyunu savurmak.
6.
Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak
Ayaklarını boşluğa savururken küçük dolap gürültüyle yıkıldı. - P. Safa
7.
nsz
Yalan, küfür vb. söylemek
Onun bütün çapkınlığı Solmaz’a yoldan geçerken savurduğu birkaç kelimeden ibaretti. - H. Taner
8.
Boşuna ve çok miktarda harcamak, israf etmek
Paraları savurmak.

İlgili İçerikler