salmak
Anlamı (11 anlam)
1.
-i, -e
Bağımlılığına, tutukluluğuna veya baskı altındaki durumuna son vererek serbest kılmak, bırakmak, koyuvermek
Derhal kapının zincirini salıvererek kanadı arkasına kadar açtı. - E. E. Talu
2.
Yollamak, göndermek
Bununla beraber peşine adam salmak gerekir. - A. Gündüz
3.
Koymak, katmak
Halk ruhunun benliğinizde yeniden uyanıp hararetini gönlünüze saldığını duyarsınız. - R. H. Karay
4.
Sürmek
Bunun içindir ki dal budak saldı, yemiş vermeye başladı. - R. E. Ünaydın
5.
Uğratmak
Başını derde salmak.
6.
Vergi yüklemek
Ona elli bin lira salmışlar.
7.
Üzerine yürütmek
Tazıyı tavşana salmak.
8.
-e
Saldırmak
Aç kurt, yılana da salar, taşa da, dedi. - M. Ş. Esendal
9.
Sarkıtmak
Soğutmak için kuyuya su kabı saldı.
10.
denizcilik
Gemi demir üzerinde dört yana dönmek
11.
-i
Bakmamak, ilgilenmemek, özen göstermemek