kudurmak

Anlamı (5 anlam)

1.
nsz
Kuduz hastalığına yakalanmak, kuduz olmak
2.
Aşırı davranışlarda bulunmak, taşkınlık göstermek
Kudurmuş bir heyecanla döndü. - Ö. Seyfettin
3.
Çok yaramazlaşmak, ele avuca sığmamak
Dört tarafı haraca kesen bu kudurmuş oğlanı kodese attırana kadar el birliğiyle çalışacağımıza söz veriyor muyuz? - H. Taner
4.
Gücünü artırmak, tehlikeli bir durum almak, tehlikeli bir duruma gelmek
Oraya üşüşen Avrupalılar, doymak bilmez kudurmuş bir açlıkla din kardeşlerimizin kanlarını emip dururlar. - Ö. Seyfettin
5.
Çok kızmak, öfkelenmek
Kırlarda saatlerce böyle dolaştı, durdu / Söylendi, homurdandı. Düşündükçe kudurdu! - E. B. Koryürek

İlgili İçerikler