kıvırmak

Anlamı (9 anlam)

1.
-i
Herhangi bir şeyi bükmek
Fino, beni görünce kuyruğunu kıvırıp düşmanca havlaya havlaya beyaz dişlerini gösterdi. - H. R. Gürpınar
2.
Kenarından katlamak
3.
Bir giysinin veya kumaşın kenarını bükerek tersinden dikmek
4.
Kalçalarını iki yana sallayarak oynamak veya yürümek
5.
Uydurup söylemek
Gene yalanları kıvırdı.
6.
-e
Saptırmak, çevirmek
Arabayı birdenbire sağa kıvırdı.
7.
nsz
Yapmak istememek, yan çizmek
8.
nsz
Başarmak, başa çıkmak, becermek, hakkından gelmek
Halbuki Nahit onu odasına çekip de baş başa prova yaptığı zamanlarda pekala kıvıracağa benziyordu. - T. Buğra
9.
Dolandırmak
Peki bu kız, zarar ziyan hesabının federasyona üç misli gösterilip Zühtü’nün düğün parasını kıvırdığını bilmez mi? - E. Işınsu

İlgili İçerikler