kaldırmak
Anlamı (20 anlam)
1.
-i
Bulunduğu yerden almak
Örtüyü masanın üzerinden kaldır.
2.
Yukarı doğru hareket ettirmek
Gözlerini yüzüme kaldırdı. İkimiz de mavi mavi baktık. - S. F. Abasıyanık
3.
Yükseltmek
Duvarı bir metre daha kaldırmalı.
4.
Ürün toplamak, taşımak
İki tarla ötede Çetecioğlu Mustafa, bu yıl mahsulünü kaldırdığı tarlayı nadas etmekle uğraşıyordu. - N. Nazım
5.
Çekmek, taşımak
Bu araba bu yükü kaldırmaz.
6.
Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek
Meclis ... olağanüstü hali kaldırabilir. - Anayasa
7.
-e
Hastayı hastaneye götürmek
Yarasının dikişleri koptu dün öğleden sonra, Fransız Hastanesine kaldırdılar. - A. Gündüz
8.
Tören yaparak ölüyü gömmek
9.
Toplamak
Anası, kardeşi ile hep beraber sofrayı kaldırdılar. - N. Cumalı
10.
Alıp başka yere götürmek
11.
Uyandırmak
Bir gece yanında mihman olduğum / Sabah oldu deyi kaldırdın beni - Halk türküsü
12.
Piyasadan çekmek
İstifçilerin piyasadan kaldırdığı mallar.
13.
Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak
Vazoyu ortadan kaldıralım, çocuğun eline geçmesin.
14.
Kaçırmak
Yakın köyden kaldırdığı bir yosmayı sarhoş etmekle meşguldü. - S. F. Abasıyanık
15.
İyi etmek, iyileştirmek
Bu ilaç onu yataktan kaldırdı.
16.
Bir şeyden çokça satın almak
17.
Tayin etmek, atamak
Günün birinde bu müdürü başka, daha önemli bir yere kaldırdılar, buraya da bir başka müdür getirdiler. - M. Ş. Esendal
18.
Yok etmek, ortadan silmek
Yeryüzünden hayali kaldırın, dünya bir taş ve toprak yığınından ibaret kalır. - O. S. Orhon
19.
nsz
Uygun gelmek, yakışmak
Bu kumaş fazla süs kaldırmaz.
20.
Çalmak, aşırmak