durulmak
Anlamı (4 anlam)
1.
nsz
Duru duruma gelmek
Akmayan su, kımıldanmayan, olduğu yerde bir çukurun içinde pıhtılaşan, ağırlaşan durgun ve durulmuş su ölümü hatırlatır bana. - N. Hikmet
2.
Gürültü, kımıldanış, karışıklık, yağış, yel dinmek, sükun bulmak
Dışarıda nemli bir rüzgar esiyordu, dalgalar durulmamış, yalnız biraz ağırlaşmıştı. - A. Erhat
3.
Sakinleşmek
Hüdai ile olan anlaşmazlıklar durulacak gibi değildi. - A. Kulin
4.
Durma işi yapılmak
Mor dağlara karargahlar kurulur / Eteğinde bölük bölük durulur - B. S. Erdoğan