durmak

Anlamı (15 anlam)

1.
nsz
Hareketsiz durumda olmak
Motorlu su taşıtlarından biri de kanal rıhtımının tam bizim önümüze düşen bir noktasında demir atmış duruyordu. - Y. K. Karaosmanoğlu
2.
İşlemez olmak, çalışmamak
Bileğimdeki saat durmuş. - A. Gündüz
3.
Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek, tevakkuf etmek
Yolda nerede çeşme gördümse durdum, elimi yüzümü yıkadım, su içtim. - N. Cumalı
4.
Dinmek, kesilmek
Yağmur durdu.
5.
Varlığını sürdürmek
Türklerin yüzlerce yıl önceki kitabeleri hala duruyor.
6.
Var olmak
Bu kadar dersim dururken sinemaya nasıl gideyim?
7.
Beklemek, dikilmek
Oturacak değil, ayakta duracak yer yok. - R. N. Güntekin
8.
Yaşamak
Anneannen duruyor mu?
9.
Birisinin malı olarak bulunmak veya o malla ilişkisi olmak
Yazlık eviniz hala duruyor mu?
10.
Kalmak
Artık çok durmamış, yanındaki hanımla birlikte balodan çıkmış. - M. Yesari
11.
Bir yerde olmak veya bulunmak
Aspirin getirmeyeceğini adı gibi biliyordu çünkü çekmecesinde dokunulmamış bir kutu duruyordu. - T. Buğra
12.
Belli bir durumda, bir görevde bulunmak
Her gelişimde ben de maçları seyreder, kaleci dururdum. - H. Taner
13.
Ara vermek
Sabahtan beri hiç durmadım.
14.
Bir konuyla çok ilgilenmek, üstüne düşmek
15.
yardımcı fiil
Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: Çalışadurmak, bakadurmak, getiredurmak, yiyedurmak gibi

İlgili İçerikler