dolu
Anlamı (10 anlam)
1.
isim
Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü
Dolu ekinlerini vurmuşsa bir yıl aç demekti. - T. Buğra
2.
sıfat
İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, pür, boş karşıtı
Su ile dolu bir şişe.
3.
Bir yerde sayıca çok
Dağda keklik dolu.
4.
Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan
Haftaya pazartesiye kadar bütün uçaklar dolu. - A. İlhan
5.
Boş vakti olmayan, meşgul
Bugün doluyum.
6.
Çok olan (iş, uğraş, olay vb.)
7.
İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar)
Tabanca doludur, dikkat edin.
8.
Tornacılıkta delik açılmamış (gereç)
9.
Bir duygunun güçlü etkisinde olan
10.
isim
İçki doldurulmuş bardak