dolaşık
Anlamı (4 anlam)
1.
sıfat
Karışık (saç, ip vb.)
Bir buğday benizli zülfü dolaşık / Gitme diye beni yolda eğler var - Karacaoğlan
2.
Dolaşarak giden (yol)
Tozlu ve dolaşık yollar üzerinde saatlerce taban tepmiş. - A. Haşim
3.
Kolay çözülmeyecek veya içinden çıkılmayacak derecede karışık
Birtakım dolaşık işleri yüzünden istifasını verip çekildi. - Y. K. Karaosmanoğlu
4.
Amacını doğrudan doğruya değil de dolayısıyla sezdiren
Dolaşık ve tutuk bir dille, yarı anlaşılır yarı anlaşılmaz cümleler mırıldanmaya başladı. - P. Safa