dokunmak
Anlamı (10 anlam)
1.
-e
Nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derinin altındaki sinir uçları aracılığıyla duymak, değmek, el sürmek, temas etmek
Bir elektrik zilinin düğmesine dokunduk. - A. Haşim
2.
Karıştırmak
Bu kağıtlara kimse dokunmasın.
3.
nsz
Almak, kullanmak, el sürmek
Buğdaydan, bulgurdan ne varsa kimse dokunmuyor, daha zor günlere saklıyordu. - N. Araz
4.
nsz
Sağlığını bozmak
Bu yemek bana dokunur. Bu hava dokundu.
5.
İnsanın içine işlemek, duygulandırmak, etkilemek, koymak, batmak
Hiçbir gözyaşının bana onunkiler kadar dokunduğunu hatırlamıyorum. - R. N. Güntekin
6.
İlişkin, ilgili olmak, değinmek
Eğitim konusuna dokunan bir yazı.
7.
Hafifçe değmek
Rüzgar estikçe dal antene dokunuyor.
8.
Onur, anlayış vb. ile uyuşmaz bir durum ortaya çıkmak
9.
Tedirgin etmek, sataşmak
Bu karıncaya dokunmayan çocuk o kocaman adamın oracıkta pestilini çıkaracaktı. - S. F. Abasıyanık
10.
nsz
Dokuma işi yapılmak
Halılar dokundu.