dayanmak
Anlamı (11 anlam)
1.
-e
Bir yere yaslanmak, kendini dayamak
Odalardan birinde köşeye dayanmış bir adam, sanki sızmış gibi görünüyor. - M. Ş. Esendal
2.
Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak
Karşılıklı bilmece sormaya dayanan seyirlik oyunlar da vardır. - M. And
3.
Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek
Bu gemi fırtınaya iyi dayanır.
4.
Varmak, ulaşmak
Bu haber ortalığa yayılır yayılmaz banknotlarını kapan bankaya dayanıyor. - Y. Z. Ortaç
5.
Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak
İki genç, kırarcasına küreklere dayandılar. - Halikarnas Balıkçısı
6.
Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak
Bu proje sonunda bize dayanacak.
7.
Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek
Laikliği korumak için kanun kuvvetine mi, eğitim ve telkin kuvvetine mi dayanmalıyız? - F. R. Atay
8.
nsz
Uzun süre kullanılmaya uygun olmak
Bu kumaş çok dayandı.
9.
nsz
Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek
Merkezde Akhisar’ın, Bergama’nın da henüz dayandığını öğrendiler. - N. Cumalı
10.
nsz
Yetişmek, yeter olmak
11.
nsz
Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek
Kazılmış mezarın önüne geldiklerinde daha fazla dayanamayıp oracığa çöktü. - İ. O. Anar