çekmek

Anlamı (43 anlam)

1.
-i, -e
Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek
Hepsi iskemleleri çekerek masanın etrafında bir halka yapmaya hazırlanıyorlardı. - R. N. Güntekin
2.
Taşıtı bir yere bırakmak, koymak
3.
Germek
İpi çekmek.
4.
İçine almak, emmek
5.
Bir yerden başka bir yere taşımak
Ekini tarladan çekmek.
6.
Bir amaçla ortadan kaldırmak
Piyasadaki parayı çekmek.
7.
Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak
Elindeki tabancayı tetiğine basmak için yeni çekivermiş gibiydi. - T. Buğra
8.
Atmak, vurmak
Dayak çekmek. Şut çekmek.
9.
Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak
10.
Güç durumlara dayanmak, katlanmak
Yalnız bende meçhul bir hastalık vardı. Sekiz yaşından beri çekiyordum. - P. Safa
11.
Tartıda ağırlığı olmak
Tartsaydınız kırk, kırk beş kilodan fazla çekmezdi. - P. Safa
12.
Döşemek
Kablo çekmek.
13.
Herhangi bir engel kurmak
Derenin kış yaz kurumayan suları böğürtlen fidanlarını yükseltmiş, iki tarafa yemiş dolu bir koyu çit çekmiş. - R. H. Karay
14.
Şans denemek amacıyla hazırlanmış kağıtlardan birini almak
Birisi niyet çeksin de biz de bir lokma bir şey yiyelim diye bekleşiyorlar. - S. F. Abasıyanık
15.
İmbik yardımı ile elde etmek
İspirto çekmek. Gül yağı çekmek.
16.
Çizgi durumunda uzatmak
17.
Aynısını yazmak veya çizmek
Yazıyı temize çekmek. Kopya çekmek.
18.
Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak
Bardak çekmek.
19.
Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak
20.
Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek
Fotoğraf çekmek. Film çekmek.
21.
Taşıma gücü olmak
Bu araba 500 kilodan çok yük çekmez.
22.
Öğütmek
Kahve çekmek.
23.
Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak
24.
Hoşa gitmek, sarmak
25.
Kaçan ilmeği örmek
Çorap çekmek.
26.
Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak
Beni Konya Lezzet Lokantasına götürdü, ala bir öğle yemeği çekti. - H. E. Adıvar
27.
Bir duyguyu içinde yaşatmak
Ona yanıyorum, onun hasretini çekiyorum. - R. H. Karay
28.
Yürütmek, sürmek
Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın. - Y. K. Beyatlı
29.
-e
Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek
Yeğeninin ona çeken tek yanı yoktur. - T. Buğra
30.
Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak
Sorguya çekmek.
31.
-i, -e
Herhangi bir anlama almak
Bak, sözümü nereye çekti!
32.
-i, -e
Örtmek, giymek
Yorganınızı başınıza çeker ve uykunuza devam edersiniz. - R. H. Karay
33.
-i, -e
Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek
34.
Yol, ay sürmek
Sevmediğim ayların çoğu otuz bir çeker, uzundur. - B. Felek
35.
nsz
Daralıp kısalmak
Kumaşı yıkayınca çekti.
36.
Asmak
Açıkta durduk. Demir attık. Kayığa tehlike bayrakları çektik. - Halikarnas Balıkçısı
37.
Boya, badana vb. sürmek
38.
Yollamak
Çektikleri telgrafı babasıyla annesi, bakalım, alabilecekler mi? - A. İlhan
39.
Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak
Tulumba, suyu iyi çekiyor. Baca iyi çekiyor.
40.
Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek
41.
fizik
Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı
42.
teknik
Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak
43.
İçki içmek
Çok kimse rakısını bağında çekiyordu. - F. R. Atay

İlgili İçerikler