çatmak
Anlamı (9 anlam)
1.
-i
Odun, değnek, kılıç, tüfek vb. uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak
Avlusunda silahlarını çatmış, ayaklarını germiş askerler var. - F. R. Atay
2.
Kereste vb.ni birbirine tutturmak
Kırık tahtaları bir solukta yan yana çattılar. - L. Tekin
3.
Bir şeyi yapmak için gerekli parçaları bir araya getirmek
Koca bir nahiye titreştik, odunsuz yattık / O büyük mektebi gördün ya, kışın biz çattık - M. A. Ersoy
4.
Yükü hayvana iki yanlı yüklemek
5.
Başa yemeni, çatkı, yazma vb.ni bağlamak
6.
-e
Üzücü, kızdırıcı veya şaşırtıcı olaylarla karşılaşmak
Hacı Mustafa bağırıyor, ömründe böyle bir işe çatmadığını söylüyordu. - R. H. Karay
7.
-e
Yazıyla veya sözle sataşmak
Böyle söyler de sonra yemek biraz azca çıkarsa yahut pek düzgün olmasa aşçıya çatacak gibi olur. - M. Ş. Esendal
8.
-e
Rastlamak, karşılaşmak
Nerden çattım böylesi bir güzele... - C. S. Tarancı
9.
-e, hukuk
Gemiler birbirine çarpmak