çakmak
Anlamı (16 anlam)
1.
isim
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası
Nasıl oldu bilmem, eğilip yakarken çakaralmaz çakmak kıvılcım çıkardı. - B. Felek
2.
Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti
3.
Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni
4.
isim, tıp
Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı
5.
-i, -e
Vurarak sokup yerleştirmek
Çiviyi tahtaya çakmak.
6.
Çivi ile tutturmak
İsa’nın ruhu eğer bugün içinden çıkmış olduğu yere inerek bu sahneyi görseydi, kim bilir patriklerini hangi oduna çakardı. - F. R. Atay
7.
Kazık çakıp hayvan bağlamak
Atı çayıra çakmak.
8.
Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak
9.
nsz
Parıldamak, ışık vermek
10.
Saplamak
Bir tanesi altısına yeterken, ben altı kurşunu bir tanesine çakıverdim. - A. Gündüz
11.
Sezinlemek, anlamak, farkına varmak
Vallahi çaktı mı çakmadı mı anlayamadım. Parasını aldı, tüydü. - S. F. Abasıyanık
12.
nsz
İçki içmek
13.
-den
Anlamak, bilmek
Ay, bu kadın İngilizceden de çakıyor mu? - N. Araz
14.
-i
Vurmak
15.
-den
Sınavda başarısız olmak
16.
Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak
Kalp parayı birisine çakmak.