boş
Anlamı (8 anlam)
1.
sıfat
İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan, dolu karşıtı
Yaralı kaymakamla iki emir eri de boş kalan kompartımana rahatça yerleştiler. - A. Gündüz
2.
Görevlisi olmayan (iş, görev), münhal
Boş kadro.
3.
Yapılacak işi olmayan, işsiz
Bugün sabah boşum, gelebilirsin.
4.
Kullanıldıktan sonra içinde bir şey bulunmayan, kirli (bardak, çanak vb.)
Tam bu sırada yanlarından elindeki tepside boşlarla ortalıkçı bir çocuk geçmektedir. - T. Buğra
5.
Anlamsız
Bütün bunlar güneşli ve rüzgarlı bir günün boş vaatleri miydi? - N. Hikmet
6.
Bilgisiz
Daha meselesiz, daha cahil, daha boş, daha yakışıklıydılar. - S. F. Abasıyanık
7.
Bir işe yaramayan, yararsız
Yaşlı başlı insanlarız, dedi. Birbirimizi boş tesellilerle aldatacak değiliz. - R. N. Güntekin
8.
zarf
Habersiz, hazırlıksız bir biçimde
Tatar dilencinin küfürlerine işte böyle boş yakalandım. - O. Pamuk