boğmak
Anlamı (11 anlam)
1.
isim
Boğum yeri
2.
-i
Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek
Zavallıyı az kalsın gırtlağından yakalayıp boğacaktı. - Y. K. Karaosmanoğlu
3.
El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak
4.
Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek
5.
Renkler uygun düşmemek
Koyu yeşil renk odayı boğdu. Bu renk seni boğmuş.
6.
Silik bir duruma getirmek, bastırmak
Galiba bunları dinlememek, duymamak için konuşuyorum; seslerini boğmak, bastırmak için durmamacasına gevezelik ediyorum. - R. H. Karay
7.
-e
Tamamıyla kaplamak, sarmak
Ampulün kör ışığı, dükkanı alaca bir loşluğa boğmuştu. - M. Yesari
8.
-i, -e
Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak
Güllü’nün boynuna sarılan Cemile, kadının hafif çilli, tombul yanaklarını öpücüklere boğdu. - O. Kemal
9.
-i, -e
Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak
Zaten durumun vahametini sezen müdürle hoca, işi gürültüye boğmak için Atatürk’e müfredat programına dair bir şeyler anlatmaya başladılar. - H. Taner
10.
Gelişmesine engel olmak
11.
nsz
Bunaltmak
Daha sıcak basmamıştı; güneş henüz yakmıyor, hava daha boğmuyordu. - R. H. Karay