bırakmak
Anlamı (24 anlam)
1.
-i
Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak
2.
nsz
Koymak
Mermer masaya bir yirmi beşlik bıraktı. - T. Buğra
3.
Bir işi başka bir zamana ertelemek
Gezmeyi haftaya bıraktık.
4.
Unutmak
Acaba eldivenlerimi nerede bıraktım?
5.
Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek
6.
Saklamak, artırmak
Paranın bir kısmını bırakırsan rahat edersin.
7.
Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek
Cemal Paşa’da anlamadığı işi ehline bırakmak meziyeti vardı. - F. R. Atay
8.
nsz
Engel olmamak
Bırak, burasını benim defterimden okuyayım. - Ö. Seyfettin
9.
Sarkıtmak
Saçlarını omzuna bırakmış.
10.
nsz
Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak
Hayata gözlerini kaparken ardında yedi yaşında bir oğul, on iki yaşında bir kız bırakıyordu. - C. Uçuk
11.
Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek
Gerçekten sigarayı bıraktı, bıraktı ama huzuru da sükunu da kalmadı. - H. E. Adıvar
12.
nsz
Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak
Bu yazarın bir de Fransızca kitabını almıştım ama sıkılmış bırakıvermiştim. - R. H. Karay
13.
nsz
Bıyık veya sakal uzatmak
14.
nsz
Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak
Bıraksam acaba beyaz bir çift güvercin gibi uçarlar mı? - R. H. Karay
15.
Boşamak
Bıraktıkları zevcelerini yine canları isterse tekrar alabilirler. - Ö. Seyfettin
16.
Kötü bir durumda terk etmek
17.
Ayrılmak, terk etmek
Mahalle arasındaki küçük dükkanını bırakarak karısını, şehrin başka bir tarafında bir eve yerleştirdi. - P. Safa
18.
Sınıf geçirmemek, döndürmek
Öğretmen üç tembel çocuğu bıraktı.
19.
-e
Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek
Başkalarına on ikiye veriyoruz ama sana onar kuruştan bırakayım. - M. Ş. Esendal
20.
-i, -e
Bakılmak, korunmak için vermek
Eşyamı size bırakacağım.
21.
nsz
Yanına almamak, yanında götürmemek
Telgrafhanede bir zabit bırakarak işinin başına gitmesini rica ettim. - Atatürk
22.
-i, -e
Sahiplik hakkını başkasına vermek
Bizim komşu bütün malını Kızılay’a bırakmış.
23.
nsz
Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak
24.
nsz
Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek
İz bırakmak. Leke bırakmak.