basmak

Anlamı (14 anlam)

1.
-e
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak
Bastığın yerlerde güller açtı, sarıldı ayaklarına. - C. Külebi
2.
Küçük çocuklar ayakta durabilmek
3.
Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek
Motor çalıştıktan sonra debriyaja basarsınız. - H. E. Adıvar
4.
-i, -e
Sıkıştırarak yerleştirmek
Peyniri küpe basmak.
5.
-i
Bası işi yapmak, tabetmek
6.
-i, nsz
Örtmek, bürümek, kaplamak
Yollarını ot basmış, çamları yükselip saçaklarına el atmış olan bu büyük köşk. - M. Ş. Esendal
7.
-i, -e
Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak
Şuraya başparmağını bas, dediler, ben de bastım. - S. F. Abasıyanık
8.
-i
Baskın yapmak
Ölen kızın intikamını almak için köyü basıp yakmış. - E. İ. Benice
9.
Bir kimse bir yaşa girmek
On dokuz yaşına yeni basmış, ürkek ve utangaç bir kızdım. - A. Erhat
10.
-i, nsz
Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek
Şehri akşamüstü sis basmıştı. - S. F. Abasıyanık
11.
-i, nsz
Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek
Pompa bozulmuş, suyu basmıyor. Otomobilin lastiğine hava basmak.
12.
nsz
Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak
13.
-i
Uygunsuz vaziyette yakalamak
14.
nsz
Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak
Yüreğinin acısını duyuyordu. Sıkıntı basmış, terlemeye başlamıştı. İzin istedi. - Y. Z. Bahadınlı

İlgili İçerikler