bakmak
Anlamı (17 anlam)
1.
-e
Bakışı bir şey üzerine çevirmek
Zamanla nasıl değişiyor insan / Hangi resmime baksam ben değilim - C. S. Tarancı
2.
Aramak
3.
Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak
Limana bakan penceresinden deniz görünürdü. - O. V. Kanık
4.
Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek
5.
Beslemek, geçindirmek
Üç çocuklu bir aileye bakıyor.
6.
Bir iş birinden beklenmek
Evin bütün işleri bana bakıyor.
7.
Hastayı muayene etmek
8.
Tedavi etmek için ilgilenmek
9.
Yoklamak, incelemek, denemek
Git bak bakalım, evdeler mi? Şu hesaba sen de bak. Yemeğin tadına bakar mısınız?
10.
Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak
Pasaport işine polis bakar.
11.
nsz
İlgilenmek
Baktılar, ettiler, ilaç, tedavi, faydası olmadı. - E. Bener
12.
Uğraşmak, meşgul olmak
Çocuğum, sen derslerine bak.
13.
Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak
Bu iş beş bin liraya bakar.
14.
Gözetmek, korumak
15.
Renklerde benzemek, andırmak
Bu kumaşın rengi yeşile bakıyor.
16.
nsz
Anlamak, farkına varmak
Bazı akşamlar bakarım Halil savuşur, nereye gittiğini de kimseye söylemez. - M. Ş. Esendal
17.
Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak
Yemeğini yemene bak! Vaktini boş geçirmemeye bak!