akmak
Anlamı (11 anlam)
1.
-den
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek
Eskiden Sakarya, bu köprünün altından akarmış. - S. F. Abasıyanık
2.
Sıvı maddeler aşağıya yönelmek
3.
Sıvı bir madde bir yerden çıkmak
4.
nsz
Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak
Dam akıyor.
5.
-e
Art arda ve toplu olarak gitmek
Öfkeli insanlar, el ele, omuz omuza Taksim’e doğru akıyorlardı. - Y. Z. Ortaç
6.
nsz
Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak
Çarşafın kumaşı da yer yer akmış, buruşmuştu. - R. H. Karay
7.
nsz
Boya birbirine karışmak
8.
-le
Sürüp gitmek
Nedim divanında bir kaside vardır, müjgan üstüne, hicran üstüne, umman üstüne kafiyeleri ve redifleriyle akar. - Y. K. Beyatlı
9.
nsz
Zaman çabuk geçmek
10.
nsz
Karışmak, katılmak
11.
nsz
Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak