açık

Anlamı (16 anlam)

1.
sıfat
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı
Açık pencereden, pastırma yazının mavi ışıkları girmekte. - E. Atasü
2.
Engelsiz, serbest
Açık yol.
3.
Örtüsüz, çıplak
Yolcuların hepsi indikten sonra Mehmet Akif göründü, beni açık başıyla selamladı. - A. Kabaklı
4.
Boş
Kağıtta açık yer kalmadı.
5.
Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal
Açık kadro.
6.
Aralığı çok
Açık adımlarla.
7.
Çalışır durumda olan
Bazı dükkanları açık olan caddeden sola saptılar. - Ö. Seyfettin
8.
Kolay anlaşılır, vazıh
Açık, dobra sualleriyle karşısındakinin en azından keyfini kaçırır. - E. Işınsu
9.
Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen
Bu adamın her işi açıktır.
10.
Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen
Her çeşit kafa ve gönül fırtınalarına açık bir adamdı o. - T. Buğra
11.
Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı
Açık sarı saçlı, zayıf bir kadın keman çalıyordu. - Ö. Seyfettin
12.
Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.)
13.
zarf
Belirgin bir biçimde
İnsan, mağlubiyetini bu kadar açık kabul eder mi? - M. Yesari
14.
isim
Bir gereksinimin karşılanamaması durumu
Bütçe açığı.
Ülkenin doktor açığı.
15.
isim
Belli bir yerin biraz uzağı
Tren yolu nehrin açığından geçer.
16.
isim
Denizin kıyıdan uzakça olan yeri
Limanda bilinen gemiler, oysa açıklardadır. - B. Necatigil

İlgili İçerikler