Varlık içinde yaşayan(esk.)
Varlık içinde yaşayan(esk.)
Varlık içinde yaşayan(esk.)
Işık şiddeti 1 mum olan,eşit dağıtımlı bir nokta kaynağının 1 steradyan içinde yayımladığı ışık akısı
Bağırsaktan gelen, içinde yağ damlacıkları bulunan akkan
Ağır bir yük altında veya sıkıntı içinde güçlükle nefes almak
Avrupa balad edebiyatı içinde kendine özgü bir gelenek oluşturan İspanyol h
Belli bir birim alan içinde yaşayan tüm canlıları, fiziksel çevrelerini ve aralarındaki her türlü ilişkiyi içeren kavram. Canlı topluluklarını ve bunların içinde yaşadıkları ortamı kapsayan bütün
Ait olduğu yıl içinde toplanamayıp ertesi yıla kalan vergiler. Artan. Kalıntılar
Üzümün çuvalın içinde ezilmiş hali
Sakaların içinde su taşıdıkları ağzı dar, altı geniş, deriden yapılmış kap,
Yara içindeki irini boşaltmakta kullanılan bükülgen boru
Duvar içindeki kapaksız küçük dolap
Ekin içinde yetişen yabani ot tohumu
Kanda alyuvarlarla akyuvarların içinde bulunduğu sıvı
Bir oda içinde, yataklık için yapılmış köşe
Serbest meslek adamlarını içinde toplayan resmi birlik